yandex
Ana Sayfa / Siyer / Hz. Muhammed’in Peygamber Oluşu ve Gizli Davet
namazsureleri.org iman

Hz. Muhammed’in Peygamber Oluşu ve Gizli Davet

Hz. Muhammed’e İlk Vahiy (M. 610)

Hz. Muhammed (A.S.) kırk yaşına geldiği zaman kendisinde bazı değişiklikler görülmeye başladı. Yanına azığını alıp Mekke yakınında Hira dağındaki mağaraya çekilir, burada yalnız başına günlerce kalır, kainatı yaratan Allah’ın büyüklüğünü düşünürdü. Rüyada ne görürse gördükleri aynen çıkıyor, kimsenin göremediği ve bilemediği bir çok gerçekleri apaçık görüyordu. Bu durum altı ay kadar devam etti. Yüce Allah böylece onu ruhen terbiye ederek Peygamberliğe hazırlıyordu.

Hz. Muhammed (A.S.) Miladi 610 yılının Ramazan ayında bir pazartesi gecesi yine Hira dağındaki mağaraya çekilmiş, bütün varlığı ile Allah’a yönelmişti. Bu sırada Cebrail Aleyhisselam Kendisine göründü ve;

-Oku, dedi

Hz. Muhammed (A.S.):

-Ben okuma bilmem, dedi.

Cebrail ikinci defa “Oku” dedi. Hz. Muhammed (A.S.) yine “Ben okuma bilmem” dedi.

Cebrail Aleyhisselam üçüncü defa “oku” deyince, Hz. Muhammed “Ne okuyayım?” diye sordu. O zaman Cebrail (A.S.), Kur’an-ı Kerim’de Alak suresinin başında yer alan şu anlamdaki ayetleri bildirdi:

“Yaratan Rabbının adıyla oku,
O, insanı kan pıhtısından yarattı,
Oku, Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir.
Kalemle yazmayı öğreten O’dur.
İnsana bilmediğini o öğretti.”

Böylece Hz. Muhammed (A.S.)‘e ilk vahiy gelmiş, Kur’an ayetleri inmeye başlamıştı. Bundan sonra Melek kayboldu. Okunan ayetler Peygamberimizin kalbine yazılmış gibi kendisi de bunları okumaya başladı.

İlk vahyin ağırlığı, aldığı vazifenin büyüklüğü ve duyduğu sorumluluk duygusunun tesiriyle eve döndü. Başından geçenleri Hz. Hatice‘ye anlattı. Hz. Hatice onu teselli ederek şöyle dedi:

“Müjdeler olsun, sebat et. Hayatımı elinde bulunduran Allah‘a yemin ederim ki sen bu ümmetin peygamberi olacaksın, Yüce Allah seni asla bırakmaz. Çünkü sen akrabalık haklarına riayet edersin, sözünde doğrusun, güçlüklere dayanırsın, misafirleri ağırlarsın, felakete uğrayanların yardımına koşarsın. Böyle olan kulunu Allah yalnız bırakmaz.”

Fetret Devri

Alak suresinin ilk beş ayeti indikten sonra vahiy bir müddet kesildi. Cebrail Aleyhisselam görünmez oldu. Aradan geçen bu müddet, Hz. Muhammed‘in Vahyi karşılamaya iyice hazırlanması içindi. Nitekim Peygamberimiz ilahi vahyin tekrar gelmesini bütün gönlü ile istemiş ve onu kabule hazır duruma gelmişti.

Bunun üzerine Cebrail (A.S.) ona göründü ve Müddesir suresinin ilk ayetlerini getirdi. Bu ayetlerin anlamış şöyledir:

“Ey örtüsüne bürünen (Muhammed)
Kalk da uyar,
Rabbini yücelt,
Giydiklerini temiz tut,
Kötü şeyleri terke devam et.”

Bundan sonra vahyin gelişi aralıksız devam etmiş ve Kur’an-ı Kerim 23 senede tamamlanmıştır.

Yukarıda belirtiliği üzere ilk vahiyden sonra geçici bir müddet vahyin kesildiği bu döneme “Vahyin Fetreti Dönemi” denir.

İslam’a Davetin Başlaması

Vahyin gelmesi ile Peygamberlikle görevlendirilen Hz. Muhammed (A.S.) Peygamberliğini önce güvendiği kişilere söylüyor ve onları İslam’a davet ediyordu. İlk Müslümanlar ibadetlerini gizli yapıyorlardı. Bu durum üç yıl kadar devam etti. Bu arada Müslümanlığı kabul edenlerin sayısı da otuzu geçti.

İlk Müslümanlar

Peygamberimize önce sadık eşi Hz. Hatice, ondan sonra çocuklardan Hz. Ali, köle iken hürriyetine kavuşmuş olan Zeyd bin Harise ve büyüklerden Hz. Ebu Bekir iman ederek Müslüman oldular.

Habeşistan’a Yapılan İlk Hicret

Müşriklerin Müslümanlara yaptıkları eziyet her geçen gün artıyordu. Müslümanlar ibadetlerini serbestçe yapamıyor, açıktan Kur’an okuyamıyorlardı. Bu sebeple Hz. Peygamber, müslümanların daha emin bir yer olan Habeşistan’a hicret (göç) etmelerine izin verdi.

On bir erkek ve dört kadından oluşan ilk kafile, Hz. Muhammed‘in Peygamberliğinin beşinci yılında Mekke’den gizlice çıkarak Kızıl Deniz yoluyla Habeşistan’a gitti. İçlerinde Hz. Osman ve eşi, Peygamberimizin kızı Rukiye de vardı. Orada çok iyi karşılanan Müslümanlar, güvenli ve huzurlu bir hayata kavuştular.

İlk giden kafilenin iyi karşılandığını duyan Müslümanlardan 80 kişilik ikinci bir grup daha bir yıl sonra oraya hicret ettiler. Bunların başında Hz. Ali‘nin kardeşi Cafer-i Tayyar bulunuyordu.

Habeşistan Kralı Necaşi’nin Müslümanlara Karşı Tutumu

Mekkeli Müşrikler, Müslümanların Habeşistan‘da huzura kavuşmasından rahatsız oldular. Onları geri çevirmek için Habeş Kralı Necaşi‘ye bir çok hediyelerle birlikte iki elçi gönderdiler. Elçiler Müslümanları kendilerine teslim edip geri göndermesini Necaşi‘den istediler. Hristiyan olan Necaşi, Müslümanları çağırarak İslamiyet hakkında bilgi aldı. Her iki tarafı dinledikten sonra Müslümanları haklı buldu ve elçiler eli boş olarak geri dönüp Mekke‘ye geldiler.

Bundan sonra Necaşi Müslümanları eskisinden daha çok himaye etmeye başladı. Müslümanlarla Habeşistan‘ın yerli halkı çok iyi geçindiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir