yandex
Ana Sayfa / Siyer / Hz. Peygamber’in Ahlakından Davranış Örnekleri
islam

Hz. Peygamber’in Ahlakından Davranış Örnekleri

Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)

Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimizi (as), Allah eğitmiştir. Allah, onu bütün insanları İslam’a davet etmek üzere uyarıcı olarak göndermiş, Müslümanlar da onun etrafında bütünleşmiştir. Bu halkanın merkezinde bulunan Resulullah’ı (as), ashabı her şeyden daha çok sevmiş, tavırları ve davranışlarıyla da bunu göstermişlerdir. Peygamberimiz (as) onlar için hayatlarına yön veren bilgileri öğrendikleri en önemli insan olmuştur. Sahip olduğu üstün ahlakı ile Hz. Muhammed (as) Müslümanlara en güzel rehberdir. Peygamberimizin (as) ahlaki özelliklerine ulaşma bütün Müslümanların en büyük amacıdır.

Peygamberimizin Doğruluğu…

Peygamberimiz (as), kendisine peygamberlik gelmeden önce de doğru sözlülüğü ile insanların güvenini kazanmıştır. İnsanlar Allah Resulü’nün kesinlikle yalan söylemeyeceğini biliyorlardı. Örneğin, Allah açık daveti emrettiğinde o bir tepenin üzerine çıkarak Mekkelilere şöyle seslenmiştir: “Size şu tepenin ardında silahlı bir düşman ordusu Mekke’ye saldırmaya hazırlanıyor desem bana inanır mısınız?” Mekkeliler de “İnanırız. Sen söylüyorsan doğrudur.” diye cevap vermişlerdir.

Peygamberimizin Güvenilirliği…

Mekkeliler Hz. Peygamber’in (as) bildirdiklerine iman etmeseler de ona sonsuz bir güven duyuyorlardı. Hatta mallarını ona emanet edecek kadar güveniyorlardı. Bundan dolayı kendisine İslam’dan önce bile “Muhammedü’l-Emin”, yani güvenilir Muhammed ismini vermişlerdi. Peygamberimiz (as) Medine’ye hicret ederken evinde Mekkelilerden bazılarının emanetleri vardı. Hz. Ali’yi evde bırakarak emanetleri Mekkelilere teslim etmesini istedi. Mekkeliler Allah’ın elçisini öldürmek için plan yaparlarken o, emanetleri Mekkelilere nasıl ulaştıracağını düşünüyordu.

Hz. Muhammed’in (s.a.v) Adaleti…

Peygamberimiz (as) birbirine düşman kabileler arasında İslam dinini yayarken onların kalplerini kazanıyor, aralarında hak, adalet, insaf ve kardeşlik filizlerini yeşertiyordu. Bu uğurda pek çok zorlukla karşılaşıyordu. Fakat adalet ve insaftan zerre kadar olsun, ayrılmıyordu. Peygamberimiz (as), adaleti uygularken din ve akrabalık gibi farklar gözetmezdi. Örneğin kendi kabilesi içinde saygın bir yere sahip bir kadın hırsızlık yapmıştı. Kadının kabilesinden birtakım kişiler cezalandırılması için Resulullah’a ricada bulundular. Bunun üzerine Peygamberimiz (as) “Vallahi hırsızlık yapan kızım Fatma da olsa cezalandırırım.” diyerek eşsiz adalet anlayışını dile getirmişti.

Peygamberimiz (as) bir keresinde de savaşta ele geçen malları sahabileri arasında paylaştırıyordu. Müthiş bir kalabalık vardı. Öyle ki sahabilerden birisi Hz. Peygamber’in (as) sırtına çıkarcasına üzerine abanmıştı. Peygamberimiz, elinde bulunan ince hurma çubuğuyla o kişiye işaret ederek bir tarafa çekilmesini istedi. Çubuğun uç kısmı adamın yüzüne gelerek birazcık çizdi. Bunun farkına varan Allah’ın elçisi elindeki sopayı o kişiye verip “İşte yüzüm, gel, sen de benden hakkını al.” dedi. Fakat Hz. Peygamber’i canından fazla seven sahabi, “Ey Allah’ın Elçisi, ben hakkımı helal ediyorum.” dedi ve hakkını helal etti.

Medine’de farklı inanç grupları vardı. Yahudiler de bu gruplardan biriydi. Yahudiler dahi onun adaletine inanıyor, kendi aralarında çözemedikleri sorunları ona getiriyorlardı. Resulullah da bu durumda onların kanunlarına göre hükmediyordu.

Alçak Gönüllü Hz. Muhammed (s.a.v)

Peygamberimizi tanımayanlar onun sıradan biri olduğunu zannedebilirlerdi. Elinde bütün imkanlar olmasına rağmen, her işini kendi yapmaya çalışırdı. Köleleri varken onlarla yemek yer, onlara işlerinde yardımcı olurdu. Bir seferinde karşısında korkudan titreyen birini “Korkma! Ben hükümdar değilim. Kuru et pişirerek karnını doyuran Kureyşli bir kadının oğluyum.” diyerek sakinleştirmişti. Bir başka seferinde ise “Ey efendimiz ve efendimizin oğlu!” diyerek onu öven bir sahabiye şöyle karşılık vermişti: “Ey insanlar! Günahlardan sakının, şeytan sizi yanıltmasın. Ben Abdullah’ın oğlu Muhammed’im. Allah’ın kulu ve elçisiyim. Beni Allah’ın çıkardığı makamdan daha yukarı çıkarmanızdan hoşlanmam.”

Hz. Muhammed’in Cömertliği…

Peygamberimiz (as) çok cömertti. Eline geçen her şeyi ihtiyacı olanlarla paylaşırdı. Üç günden fazla elinde mal bekletmez, o mal dağıtılmadıkça evine uğramazdı. Hatta bazen kendine hediye edilen bir şeyi o da başkasına hediye ederdi. Ramazan ayında daha da cömert olur, ihtiyacı olan herkesin yardımına koşardı.

Sabrı ve Hoş Görüsü…

Peygamberimiz (as) İslam’ı tebliğ ederken sayısız tehlikelerle karşılaştı. Fakat insanların İslam’a davetine hiçbir şey engel olamadı. Canına mal olacak tehlike ve işkencelerle karşılaşsa bile o, hepsine sabrediyordu. Kendine yapılan her şeyi affetmişti. Her zaman düşmanlıklarıyla ve eziyetleriyle Müslümanların karşısına çıkan Mekkelileri, hicret etme amacıyla şehirlerine gidip yardım istediğinde kendisini taşlayan Taiflileri, amcası Hz. Hamza’yı öldüren Vahşi’yi ve onun efendisi Hind’i, kendisini zehirleyerek öldürmek isteyen Yahudi kadını bağışlayabilen yüce bir karaktere sahipti. Ancak Peygamberimizin Hoşgörüsü, onu adaletten ve Allah’ın emirlerini yerine getirmekten alıkoyamazdı.

 

Bir yorum

  1. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tamamen örnek almak zorundayız. Ahlakı özellikle ama her insan tabi alamaz ama alırsak ne mutlu bize.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir