yandex
Ana Sayfa / Allah'a İman / İnanç ve İmanın İnsana Verdiği Huzur ve Mutluluk
namazsureleri.org kuran-ı kerim
namazsureleri.org kuran-ı kerim

İnanç ve İmanın İnsana Verdiği Huzur ve Mutluluk

İman, İnanç Yönünden İnsanlar

İnsanlar inanç, iman yönünden üç kısma ayrılır:

1- Mümin: Allah’ın varlığına ve birliğine, Hazreti Muhammed’in Allah’ın Peygamberi olduğuna kalbi ile inanan ve bu inancını dili ile söyleyen kimselere “Mümin” denir

2- Münafık: Allah’ın varlığına ve birliğine, Hazreti Muhammed’in peygamberliğine kalbi inanmadığı halde, dili ile inandığını söyleyen kimselere “münafık” denir.

3- Kafir: Allah’ın varlığına ve birliğine ve Hazreti Muhammed’in peygamberliğine kalbi ile inanmayan ve inanmadığını dili ile de söyleyen kimselere “Kafir” denir.

Mümin olanlar, cennette sonsuz ve mutlu bir hayata kavuşacaklar; münafık ve kafirler cennete giremeyecek, inançsızlıklarının cezasını sonsuza kadar cehennemde çekeceklerdir.

İmanın İnsanlara Verdiği Huzur ve Mutluluk

İnsan, beden ve ruhun birleşmesinden meydana gelen bir varlıktır. Bedenimizin yemeye, içmeye ihtiyacı olduğu gibi ruhumuzun da gıdaya ihtiyacı vardır.

Ruhun en önemli gıdası sağlam inançtır. Allah’a inanan ve güvenen bir insan manevi gıdasını almış, büyük bir güç kazanmış olur. Çünkü insan, her zaman Allah’ın yardımına muhtaçtır. Muhtaç olduğumuz o yüce varlığa inanıp bağlanmak huzur ve güven kaynağıdır.

Yüce Allah şöyle buyuruyor:

“Dikkat edin, Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzura kavuşur.” (Ra’d suresi, 28. Ayet)

İman, insanı yalnızlıktan, boşlukta kalmaktan kurtarır. İman ruhumuzun gıdası, kalbimizin ışığıdır. İmansız bir insanın ruhu gıdasız, kalbi karanlık ve büyük dayanaktan yoksundur.

Hayatta insan çeşitli sıkıntılarla karşılaşır. Böyle zamanlarda kalpleri Allah’a bağlı olan inanç sahipleri ümitsizliğe düşmezler, Allah’a sığınırlar. O’na güvenerek sabırla sonucu beklerler. Böyle güçlü bir dosta sevgi ve saygı ile bağlanmak insana büyük bir mutluluk verir.

İmandan yoksun olan insanlar ise ümitsizliğe düşerler, huzursuzluk içinde kıvranırlar. Sıkıntıdan kurtulmak düşüncesi ile huzuru içkide, uyuşturucu madde kullanmakta ararlar ve daha büyük felaketlere sürüklenirler. Böylece hem dünya, hem de ahiret mutluluğunu kaybetmiş olurlar.

İman İle İbadetler arasındaki Münasebet

Bir Müslüman, dinin hükümlerini inkar etmedikçe ve kalbinde iman bulunduğu sürece ibadet yapmasa bile dinden çıkmaz, kafir olmaz, yine Müslümandır. Ancak, Allah’ın emri olan ibadet görevlerini yerine getirmediği için günah işlemiş ve cezayı hak etmiş olur.

İbadetler, imanın olgunlaşmasını ve güçlenmesini sağlar. Ahirette cezadan kurtulmamıza ve cennet nimetlerine kavuşmamıza vesile olur. Sade bir imanla yetinip ibadetleri terk etmek imanın zayıflamasına ve iman nurunun sönmesine sebep olur.

Bunu bir misal ile açıklayalım:

İman açıkta yanan bir lambaya benzer, lambanın sönmemesi için cam fanus ile korunması gerekir. Eğer bu şekilde korunmaz, açıkta yanmaya devam ederse hafif bir rüzgarın etkisi ile sönebilir. İman da, kalbimizde yanan bir ışıktır. Koruyucusu ibadetlerdir. Namaz, oruç ve diğer ibadetleri yapmakla hem Allah’a karşı borçlu olduğumuz görevleri yerine getirmiş, hem de imanımızı korumuş oluruz.

İbadetler yapılmadığı takdirde iman ışığı açıkta yanan lamba gibi korumasız kalır. Günün birinde sönebilir. İmanın yok olması Müslümanın en kıymetli varlığı olan cennetin anahtarını kaybetmesi demektir. Bu sebeple ibadetlerin imanımızın korunmasında ve cennette sonsuz hayata kavuşmamızda çok önemli bir yeri vardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir