yandex
Ana Sayfa / Ahlak / Sorumluluk Bilincine Sahip Olmaya Çalışalım

Sorumluluk Bilincine Sahip Olmaya Çalışalım

Sorumluluk Bilincine Sahip Olmaya Çalışalım

Sorumluluk kişinin kendi istek ve iradesi ile yaptığı işlerin hesabını verebilmesi, bunlardan doğacak sonuçları üstlenebilmesi anlamında kullanılır. Ayrıca başkalarının haklarına saygılı olmak, kendi davranışlarının sonuçlarını yüklenmek, üstlendiği vazifelerin hakkını vererek yapmak gibi anlamları da vardır. Mesuliyet, hassasiyet, ciddiyet, ilgi, özen, dert edinmek, mükellefiyet gibi olumlu kavramlarla da ilgilidir. Sorumsuzluk, ciddiyetsizlik, kayıtsızlık, aldırmazlık, ihmal, duyarsızlık, özensizlik gibi olumsuz kavramlar da sorumluluk kavramının zıddı bir anlama sahiptirler.

Her insanın iradesi ve seçme özgürlüğü vardır. İnsan iradesini kullanarak yapacağı işlerin tamamından sorumludur. Bundan dolayı insanlar ve özellikle Müslümanlar, yapacakları her işte, söyleyecekleri her sözde dikkatli olmak durumundadırlar. Şayet insan yaptığı her işten ve davranıştan, söylediği her sözden sorumlu olmasaydı dinimizdeki farzlar, haramlar ve mübahların, emirlerle yasakların bir anlamı kalmazdı. İyi işler yapanlar ile kötü işler yapanların arasında bir fark olmazdı.

Dinimizin sorumluluk anlayışına göre her insan yaptıklarından sorumludur. İnsanlara önder ve rehber olarak gönderilen peygamberler bile kendi yaptıklarından sorumludurlar: “Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız. Peygamberlere de elbette soracağız.” (A’râf Suresi, 6. Ayet).

İnsanın dünya ve ahiretteki sorumluluğu birkaç yönde olur: İnsan yaratanına karşı, kendi cinsine yani insanlığa karşı, emri altındakilere ve topluma karşı, içinde yaşadığı dünyaya karşı sorumluluklar yüklenen bir varlıktır. Bu durumu Peygamber Efendimiz (as) “Her biriniz bir yöneticisiniz ve her biriniz yönetiminizdekilerden sorumlusunuz.” diyerek hatırlatır.

Sorumluluk üstlenmenin hem birey hem de toplum için faydalı sonuçları vardır. Sorumluluk üstlenen kişiler aldıkları vazifeler sonunda olgunlaşır, gelişir, tecrübe ve birikim kazanırlar. Gerektiğinde daha büyük sorumluluklar üstlenecek seviyeye gelirler. Toplum açısından bakıldığında ise sorumluluk üstlenecek kişilerin var olması herkese huzur ve güven verir. İş bölümü yapılırken ağır sorumluluk gerektiren işlerde tecrübe ve birikim sahibi kişiler varsa görev dağılımı kolayca gerçekleştirilir.

Sorumluluk duygusuna sahip kişiler gelecek nesillerin daha başarılı, daha verimli, daha dürüst, daha inançlı olmaları yolunda çaba harcarlar. Toplum ve millet olarak geleceğe daha donanımlı hazırlanma gayreti içerisinde olurlar. Böylelikle inancın, kültürün ve ahlaki değerlerin gelecek nesillere aktarılması sağlanır. Sorumluluk duygusunun yer etmediği toplumlarda vurdumduymaz ve duyarsız insanlar yüzünden hiçbir güzellik ve başarı elde edilemez. Böylesi toplumlar zaten başkaları tarafından sömürülmek ve kısa zaman sonra da yok olmak tehlikesiyle yüz yüzedirler.

İman etmek de bir sorumluluk üstlenmek anlamına gelir. Kişi yaptığı tercihle birlikte inanç, ibadet ve ahlak alanlarında artık belirli mükellefiyetler üstlenmiş olduğunu aklından çıkarmamalıdır. Allah’a imanın kendisine yüklediği; ailesine, topluma ve çevreye dair sorumluluklar neyi gerektiriyorsa bunları en güzel şekilde öğrenmeli, üzerine düşen görevleri yerine getirmelidir. Kendisine, ailesine milletine ve insanlığa karşı sorumluluk bilinciyle yaşamalı, gerektiğinde her türlü sorumluluğu üstlenebilecek nitelikleri elde etmeye çalışmalıdır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir